ASTROLOJİ

 

Hemen hemen hepimiz burcumuzu biliriz ve hayatımız boyunca en az bir kez de olsun burç yorumlarına bakmışızdır. Fakat Astroloji sadece Güneş burcumuzdan mı ibarettir? Gezegenler ve gökyüzündeki hareketler, elementler, burçlar ve Astrolojideki evler hayatımıza ne gibi etkilerde bulunurlar?

Her ne kadar bir çoğumuz tarafından Astroloji sadece burçlardan ibaretmiş gibi algılansa da burçlar sadece buz dağının görünen kısmının da ufak bir bölümünden ibarettir. Bir burç öncelikle bir elementin, sonra bir gezegenin ve bir sayının etkisi altında kalmaktadır. Bir burca mensup insanların o gezegenin kişilik özelliklerinden bazıları görülmektedir fakat şu da asla unutulmamalıdır ki insan kişiliği sadece burçtan ibaret değildir ve bir bireyin kişiliği yaşadığı toplum ve aile yapısına da bağlı olarak şekillenmektedir.

Burçları çok iyi anlamak için önce elementlerin ve gezegenlerin tanınması gerekmektedir. Çünkü her burç bir elementin ve bir gezegene bağlı olarak yorumlanır ve gökyüzündeki hareketlenmeler de dikkate alınmalıdır. Astrolojide herşey gezegenlerle ve gezegenler de Güneşle başlar. Aslında burcumuz diye adlandırdığımız Güneş burcumuzdur. Astrolojide merkez yani benliğimiz Güneştir.

Bir başka değinmek istediğim de her ne kadar burç yorumu uzaktan bakıldığında sadece basitçe burç yorumlanmasıymış gibi görünse de her sabah burç yorumunuzu yapan astrologlar aslında Güneş burcundan çok daha fazlasına bakmaktadırlar. Her sabah size burç yorumu sunmadan önce bu Astrologlar sizin burcunuzun gezegenlerle olan ilişkisine ve hangi gezegenin hangi evde olduğuna da bakmaktadırlar.

Benim bu sayfayı sizin için hazırlamamın amacı da Astrolojiye yüzeysel bakıştan ya da sadece burçlar olarak bakmaktan ziyade onun tam olarak ne olduğunu size anlatmak ve bir bütün olarak ele almaktır. Bu yazımı Astroloji konusunda hiç bilgisi olmayanların anlayabileceği kadar basit bir anlatımla sunacağım.

Astroloji Nedir?

Astroloji kozmik enerjilerin hayatımıza olan etkilerine dair yapılan çalışmalara verilen addır. Yıldızlar ve gezegenler geçmişteki uygarlıklardan bu güne insanoğlunun dikkatini çekmiştir ve insanlar bu gök hareketlerinin ve yıldızlardan gelen enerjilerin kişi hayatı ve olaylara etkisini hep araştırmıştır. Çoğu uygarlık yukarıdaki hareketler her ne ise aşağıda onun etkisinin görüldüğüne ve gezegenlerin doğum anındaki durumunun kişinin karakterini ve hayatını şekillendirdiğine inanmıştır.

Bebek doğduğu anda doğum yerinden bakıldığında gök yüzünün durumu ve gezegenlerin pozisyonu onun doğum haritasıdır ve bu harita kişiye özeldir. Eski uygarlıklardan beri bu haritanın bebeğin kişiliği ve kaderi üzerinde etkili olacağına inanılmıştır. Doğum günü Astrolojide kişinin hayatının en önemli günüdür.

Eski Hint uygarlıkları çocuğun ana rahmine düştüğü anı kendisinin seçtiğine inanmaktadır. Onlara göre ilk doğum ana rahmine düşüş anı ve ikinci doğum çocuğun dünyaya geliş anıdır. Onlara göre çocuk ancak ruhu hazır olduğu ve kabul ettiği zaman hangi koordinatta hangi yıldızların etkisi altında doğmak istediğini aslında kendisi seçer.

Kainattaki bu hareketler bizim iş, aşk ve ev hayatımızı derinden etkilemektedir çünkü evren tek bir bedendir ve içinde barındırdığı canlı ve cansız varlıklarla beraber organik bir bütündür ve canlı bir varlıktır. Onun içinde cereyan eden en ufak hareket bile bütün kainata etki vericidir ve herşey birbirine bağlantılıdır. Evren tıpkı insan vücudu gibidir, nasıl parmağımız yandığında bütün vücudumuz etkileniyor ve dikkatimiz oraya yoğunlaşıyor ise kainatta meydana gelen tüm olaylar da uzaktaki yıldız ve gezegenleri etkileyicidir. Evren içindeki her organ bir diğerine bağlıdır ve tıpkı dev bir çarkın parçası gibidir. Bu bütün, insanoğlu tarafından tam anlamıyla henüz keşfedilmemiş olsa da evrendeki bu ahenk inkar edilemez. Nasıl bu dev çarkın bir parçasının yerinden oynaması, gevşemesi ya da çıkması koca çarka etki edebiliyorsa evrendeki patlamalar, hareketler ve oluşumlar da evrenin bütünlüğüne etki edicidir.

Dünyanın yakınından geçen büyük cisimler ya da kozmik bünyeler de dünyayı rahatsız edebilir ya da etkileyebilir. Çünkü bu cisimlerin Dünyanın yakınından geçmeleri  aslında bizim yakınımızdan geçmeleri demektir. Nasıl yanımızdan biri geçtiğinde onun esintisini hatta titreşimini hissedersek bu kozmik bünyelerin de titreşim ve etkilerini hissetmemek aslında olanaksızdır.

Dünya, evrende çevresinde milyarlarca hareket ve enerji meydana gelen ufacık bir nokta gibidir. Her gezegenden gelen enerji ve ışınlar birbirinden farklı bileşimler içermektedir. Güneşten gelen enerjiyle Marstan gelen aynı değildir. Her çocuk doğum anında bu gezegen ve uzak galaksilerden gelen enerjilerin farklı bileşim kombinasyonunun etkisi altında dünyadan ilk izlenimini almaktadır. Gökyüzünün bugünki kozmik durumuyla  yarınki durumu arasında fark vardır dolayısıyla hissedilen enerji kombinasyonu arasında fark vardır. Astrolojinin yapmaya çalıştığı gökyüzünün hayatımıza nasıl etkilerinin olabileceğini anlamaktır.

Astrolojide en önemli yıldız Güneştir. İnsan egosunu temsil eden bu dev yıldız gayet dinamik ve değişkendir. Her ne kadar sabit bir ateş topu gibi görülse de hareketli ve insan aklının idrak edemeyeceği kadar enerji yüklüdür. Güneş tutulması olduğunda hayvanların hareketlerinde de değişimler gözlenmektedir. Kuşlar, maymunlar ve diğer hayvanlar sessizleşir ve daha yavaş hareket etmeye başlarlar.

Astrolojiye göre kişinin doğum anındaki gözyüzü durumu ve yıldızların pozisyonu o kişinin kaderi ve yaşayacağı olaylar hakkında bilgi sunmaktadır. İyi bir astrologun kesin olmamasına rağmen o kişinin hangi yaşlarda hayatta nelerle karşılaşabileceğine dair ipuçları vermesi mümkündür.

Dünya güneş sisteminin bir parçasıdır ve bilinmesi gereken şudur ki tüm Güneş sistemi güneşten doğmuş ve güneş tarafından ayakta tutulmaktadır. Güneşte olup biten herşey dünyayı ve içindeki organik hayatı da etkileyicidir. Güneşte meydana gelen patlamalar ve hareketler  insan hücreleri de dahil dünya ve bütün Güneş sisteminde etki vericidir. İnsanoğlu Güneşten çok uzakta olduğunu düşünse de Güneşten gelen atomlar aslında kanımızdaki elementlere kadar girmiştir ve hepimiz Güneşin parçalarıyızdır.

Çok ilginç olmasına rağmen Astroloji eskiden bu güne ileri değil geriye gitmiştir. Bugün elimizde kalan bilgiler aslında geçmiştekilerin kalıntılarıdır. Astrolojiye bugünki bakışımız aslında tıpkı yıkılmış bir binanın ardından o binaya ait bilgi araştırması gibidir. İnsanoğlu her konuda ilerleme sağlamış olmasına rağmen Astroloji unutulmuş ya da bilmin öne çıkması nedeniyle önemini yitirmiştir. Kimileri tarafından ise sadece bir batıl inanç olarak görülmüştür. Eski uygarlıklar Astrolojiyi çok daha etkili ve gelişmiş bir biçimde kullanmış ve bu alanda çok ileri gitmişlerdir. Günümüzde ise Astroloji daha çok falcılık gibi görülmektedir ve esasında onu falcılık gibi yapanların sayısı da azımsanamayacak kadardır. Oysaki Astroloji çok daha engindir.

Zodyak Nedir?

Zodyak dünyanın Güneş çevresinde bir sene boyunca 12 burcu ziyaret ederek yolculuk ettiği dairesel paterne verilen addır. Zodyak Yunancadan gelen bir sözcüktür ve hayvanlar halkası demektir. Gezegenlerin semada yolculuk ettiği simgesel bir yoldur. Bu dairesel şerit burçlar olarak 12 bölüme ayrılmıştır ve bu burçlardan çoğunluğu bir hayvanın adını almaktadır.  

Birçok eski uygarlık burçların insan hareket ve davranışlarını düzene sokup kaosu engellemek amaçlı olarak tanrı tarafından çıkarıldığına inanmaktadır. İnsan kişiliklerindeki farklılık insanoğlunun devamlılığı ve düzenin sağlanması için gerekmektedir. Herkesin lider olmak istediği bir dünyada mutlaka kaos olacak ya da herkesin aynı yeteneğe sahip olduğu bir dünyada da yeteneklerin önemi kalmayacaktır. Farklı kişilikler ve farklı yetenekler hayatın devamlılığı için gerekmektedir.

Her ne kadar aynı burçtaki insanlar benzer özellikler gösterseler de hiçbir insan tam anlamıyla aynı kişiliğe sahip değildir. Bununla beraber bir insanın burcu o insan hakkında yine de birçok bilgi sunmaktadır ve kişiliğinin en temel özelliklerini ele vermektedir.

Gezegenlere kısa bir bakış

Astrolojide herşey gezegenlerle başlar. Güneş sistemimizdeki bu 10 önemli vücut dünyanın çevresinde sürekli yer değiştirmekte ve dünyaya enerji yollamaktadırlar. Her gezegenin karakteristik özellikleri bulunmakta ve bu gezegenlerin her biri bazen bir bazen birden fazla burcu yönetmektedir. Onlar Astrolojinin temelidir ve onları tanımadan Astroloji öğrenmek imkansızdır.

Eski çağlarda gezegenlere aynı zamanda gezginler adı verilirdi. Bunun sebebi yıldızların aksine gezegenlerin sürekli yer değiştiriyor olmasıydı.

Güneş (Şems)

Astrolojide en önemli vücut Güneştir ve içinde bulunduğumuz galaksinin kalbi ve en güçlü ışığıdır. Bu yüzden doğum haritamızın yönetici gücüdür. Güneş yaşam bataryamız ve enerjimizin simgesidir. Ego ve benliğimizin ta kendisidir. Kişiliğimizi ve ruhumuzu kısacası kimliğimizi temsil eder. Kimsin sorusuna verilebilecek cevap aslında kendi Güneşimizin tarifinden başka bir şey değildir.

Astrolojide patron Güneştir ve sabit olan odur. Gezegenler onun çevresinde hareket etmekte ve sürekli yer değiştirmektedir ve bu yüzden Güneş hayatımızın merkezinin yani ta kendimizin simgesidir. Güneşin etkisi altındaki kişiler değişmeleri ve başkalarına uyum sağlamaları zor ve yüksek egolu kişilerdir. Onlara uyum sağlamaktan başka çare yoktur çünkü onlar kimseye uyum sağlamayı sevmezler ve planları kendilerine göre yapan benmerkezci bireylerdir.

Ay (Kamer)

Ay Astrolojide Güneşten sonraki en önemli gezegendir. Duyguların ve bilinçaltımızın yöneticisidir. Bilinçaltımızın en derin ve ücra köşelerinde gizli saklı olan herşey ve kişiliğimizin bilinçsiz yönüdür. Bugünkü bilinçaltı durumumuzu şekillendiren ve ortaya çıkaran geçmişimizdir. Ayrıca hiç kimsenin hatta kendimizin bile farkında olmadığımız gizli saklı duygularımız ve aklımızdaki soru işaretleridir.

Ay aynı zamanda aile yaşantısı ve ev hayatımızı yönetir. Toplumsal hayatımızda gösterdiğimiz kişiliğimiz değil ev halimiz ve aile içindeki kişiliğimizin de simgesidir. Ay, toplum içindeki maskemizi çıkardığımız ve kendimizle başbaşa kaldığımız halimizdir. Bu yüzdendir ki dolunay olduğu günlerde kendimizi ailemize daha yakın hissedebilir ya da evde vakit geçirmek isteyebiliriz. Ayın hakim olduğu burç Yengeç, hakim olduğu metal ise gümüştür.

Merkür (Utarit)

Mitolojide bu gezegen tanrıların habercisi olarak bilinirdi. Astrolojide Merkür iletişim ve komünikasyonun her şekli ve her aracının yöneticisidir. İletişim ve komünikasyonun temsilcisi olan bu gezegenin aynı zamanda  ayrı olan herşeyi birleştirme gücü de vardır ve kozmik enerjisi dünyada çok hissedildiğinde dargın olanların barışması, ayrı olanın kavuşması ve uzlaşmayan kişilerin uzlaşması ihtimali yüksektir. Yolculuk, iletişim araçları, mektup, yazı, iletişimle ilgili bütün icatlar, bilgisayarlar, emailler, telefonlar ve ulaşım araçlarının yöneticisidir.

Merkür Güneşe en yakın gezegendir ve Güneş çevresindeki bir turunu sadece 88 günde atar. Çok hızlıdır ve aynı zamanda hızlı gelişimlerin de temsilcisidir. Merküri senede üç kez yavaşlar ve bu yavaşlama süresinde kavuşmalar ve uzlaşmalar ertelenebilir hatta dünyada iletişim sorunları yaşanma ihtimalinin arttığına inanılmaktadır. Merkürinin güçlü enerjisi hissedildiği zamanda doğan kişiler diğer insanlarla daha kolay iletişim kurarlar.

 

Venüs (Zühre)

Güneş ve aydan sonra gökyüzündeki en parlak cisim olan Venüs mitolojide aşk tanrıçası Afrodittir. Dişiliğin ve güzelliğin simgesidir. Ayrıca İnsan egosundaki kadınsı yönümüzün hükümdarıdır. Güzellik, sanat ve aşka dair herşey onun yönetimi altındadır. Güzel sanatlar, güzel giyim, süslü yemekler, güzel mekanlar, romantizm Venüsten insanlara yansıyan enerjinin eseridir. Feminen bi gezegendir ve bu yüzden bu gezegenin etkisi altında kalan kadınlar daha feminen giyim tarzına sahiptir erkekler ise feminen giyim ve hareketleren diğer burçlara göre daha çok hoşlanırlar. Bazı erkekler için Venüs hayallerdeki kadındır.

Venüs içimizdeki kadınsı enerji, dişilik, çekicilik ve güzellikle ilgili duyguları kapsar. Bu yüzdendir ki Venüsün enerjisinin yüksek hissedildiği zamanlarda insanlar modaya, süslenmeye, zerafete ve güzel kokulara daha meraklıdır. Bu dişi gezegen aynı zamanda dünyayı gözümüze güzel gösteren ve yaşanası kılan her şeyin hükümdarıdır. Kaliteli ve estetik olan herşey Venüsten gelen enerji ile yaratılmıştır. Boğa ve Terazi burçlarının yönetici gezegenidir. Bu gezegen mitolojide savaş tanrısı Mars ile aşk yaşamıştır ve iki gezegen arasındaki esrarengiz çekimden dolayı Venüsün yönettiği Boğa ve Terazi Burçları Marsın yönetimindeki Akrep ve Koç burcuna esrarengiz bir çekim hissedebilirler.

 

Mars (Merih)

Mitolojide savaş tanrısıdır aynı zamanda cesaretin ve atılımın simgesidir. Erkeksi bir gezegendir. Bütün savaş aletlerinin, patlayıcı maddelerin, silah, bıçak ve kesici aletlerin yönetici gezegenidir. Bu yüzdendir ki bu gezegenin etkisi altında kalan burçlar savaşçı ve agresiftir. Marsın enerjisi yüksek olduğu zamanlarda dünyada savaş ya da çatışmalarda artış olabilir. Bu gezegenin rengi kırmızı metali demirdir.

 

Eski Romalılar tarafından savaş tanrısı olarak  görülen bu gezegen Zodyak etrafındaki bir turunu yaklaşık 2 senede tamamlar ve her burçta ortalama 6 hafta kalır. Girişimci, cüretkar ve enerjik bir gezegendir. İnsan kişiliğine bu özelliklerin dışında yarışma isteği, ihtiras ve ego olarak etkide bulunmaktadır. Risk almaya teşvik edici ve savaş çıkarıcıdır.

Zodyakta Venüs kadınsı Mars ise erkeksi bir gezegendir. Erkek ve erkeksi olan herşey ondan gelen kozmik enerjinin içimizdeki yansımasıdır. Bazen hayallerimizdeki erkeğin ta kendisidir.

Jüpiter (Müşteri)

Mitolojide tanrıların babası olarak bilinen Jüpiter Güneş sistemimizdeki dev gezegendir. Güneş çevresindeki bir turunu 12 senede atar ve bu yüzden her burçta 12 yılda 1 sene geçirir. Hayatımızda cereyen eden bütün iyilik ve güzelliklerin göndericisi, şans, bolluk, büyüme ve gelişimin gezegenidir. Cömert ve vericidir. Aynı zamanda koruyucudur. Jupiter bizim burcumuzda olduğu zamanlar şans, bolluk ve hayatımıza giren fırsatların arttığını gözlemleriz.

Astrolojideki 12 evden uğradığı evlere şans vererek geçer. İş hanemizden geçiyorsa iş hayatında şansımızın arttığını hissederiz, aynı şekilde aşk hanesinden geçtiğinde de aşk hayatımızda güzelliklerle karşılaşmamız olasıdır. Bu gezegenin etkisi altında bulunan burç Yay burcudur.

 

Saturn (Zuhal)

Jupiterin cömertliği ve vericiliğinin aksine Saturn alıcı ve eksiltici enerji gönderir. Aynı zamanda disiplinci ve sınırlandırıcıdır. Özgürlüğün sonsuz olmadığının hatırlatıcısıdır. Yapacağımız ve yapamacağımız şeyler arasındaki sınır çizgisini koyar. Hayatımızdan çıkıp giden ve bizi terk eden herşey bunu Saturn etkisi altında yapmaktadır. Saturn enerjisini bol hissettiğimizde kendimizi engellerle çevrelenmiş hissedebiliriz.

 

Jupiter büyüme ve gelişimi getirirken Saturn bize bu gelişimi hangi sınırlar çerçevesinde yapabileceğimizi öğreten gezegendir. Kişisel disiplin ve kişisel kontrolümüzü Saturn tarafından gönderilen enerji sayesinde yaparız. Bu gezegen aynı zamanda hayatımızdaki engelleyici, erteleyici ve zorlayıcı bütün güçlerin yöneticisidir. Kanunlar, kurallar, tabular ve zihnimizde engel olarak algıladığımız herşey bu gezegenin yönetimi altındadır.

Uranus

Bir burçta yaklaşık olarak 7 sene geçiren Uranüs içimizdeki değişimci ve reformculuğun tetikleyicisidir. Uranüsün dokunduğu hiçbirşey artık eskisi gibi olmayacaktır. Eskiyi yıkıcı ve yeniyi kurucu etkisi kaçınılmazdır. Astrolojide ziyaret ettiği 12 evde eski olanları yıkıp yenilerini kurarak geçer. Bu gezegenin enerjisini çok hissettiğimizde hayatımızda radikal değişimler yapmak isteyebilir ve eskiyi tamamen yok edip yeni bir sil baştan yapma isteğiyle yanıp tutuşabiliriz.

Uranüs daha önce kurulmuş bütün sistem ve düzene yıkıcı darbeyi vurandır. Bu gezegen radikal, yıkıcı ve devrimcidir. Alışılagelmiş ve devam etmekte olanların destekleyicisi değil yeniliklerin savunucusudur. Onun getirdiği değişim acı verici olabilir ve hazırlıksız olduğumuz zamanda hayatımıza girebilir fakat eskinin yerine daha iyisinin getirilmesi için Uranüs ihtiyacımız olan enerjidir. Bu gezegenin enerjisini çok hisseden bireyler gerici değil yenilikçi ve farklı bir bakış açısına sahip bireylerdir. Yeni icatlar, elektronik aletler ve bilimsel gelişmeler Uranüsün yönetimi altındadır.

 

Neptün

Mitolojide denizlerin tanrısıdır. Aynı zamanda gizemli ve soyut olanların temsilcisidir. Güneş çevresindeki bir turunu 14 senede atar. Mitolojide ilham perisi ve içimizdeki yaratıcı gücün ve bilinç altı gücünün kaynağı olarak da bilinir. Şiirler, şarkılar, hikayeler, film senaryoları ve sanatsal olan insan zihni tarafından yaratılmış her şey Neptün enerjisi tarafından yaratıcısına gönderilmiştir.

Neptün hayallerin, rüyaların, fantazilerimizin ve bilinçaltının efendisidir. Maddi dünyaya değil manevi dünyaya ait olanların hayal gücümüzün yöneticisidir. Balık burcu bu gezegenin etkisi altındadır.

Pluto

Güneşe en uzak gezegendir ve Güneş çevresindeki bir turunu 250 yılda tamamlar. Karanlık, derin ve gizemli gezegendir. Mitolojide yer altı tanrısıdır ve ölümden sonraki bilinmeyen hayatı ve gizemli olanı temsil eder. Aynı zamanda yeniden doğuş ve değişimin destekleyicisi ve yeninin hayatımıza girmesi için eskisini temizleyici ve yeniye yer açıcı güçtür. Pluto bir hayatın sona erip yeni bir hayatın başladığı bu başlangıç ve bitiş noktasındaki sınır çizgisinin gezegenidir.

Pluto aynı zamanda bilinç altımızdaki gizli güçlerin ve öteki dünyayla ilgili olanların yöneticisidir. Bu gezegenin etkisi altında kalanlar gizemli olanlara, büyüye,  ölümden sonrasına ve manevi alemle ilgili olan herşeye meraklıdır. Bu gezegenin yönettiği burç Akrep burcudur.

BURÇLAR

Doğum anındaki gökyüzünün durumu ve frekanslar hayat boyunca kişilik ve karakterimizi etkilemekte ve her yaşadığımız günün gökyüzü durumu da o anki ruhsal durumumuzu da etkilemektedir. Bir çocuk doğduğu anda hangi burç sistemi ve takım yıldızının yaydığı dalgalara maruz kalmışsa kişiliği de ona göre şekillenecektir.

Bununla beraber her insan ana rahminde yaklaşık olarak 280 gün kalmaktadır ve bu 280 gün süresinde 12 burcun yıldızları tarafından cenin terbiye edilmektedir. Her ne kadar insanın tek bir burcu olsa da aslında ana rahminde iken diğer burçlardan da etkilenmekte ve özellikler almaktadır. Cenin ana rahminde sadece bedenini değil ruhunu ve kişiliğini de şekillendirmektedir.

 

Burçlar esasında görüldüğünden çok daha derin bir konudur. Sadece insanların değil tüm objelerin, ülkelerin, hayvanların, şirketlerin ve aklımıza gelecek canlı cansız tüm varlık ve oluşumların da burçları vardır. Bir şirketin kuruluş günü aslında o şirketin doğum günüdür ve o şirketin de burcu ona göre hesaplanır. Ülkelerin de kuruldukları günlere göre burç hesabı vardır ve herkes aslında ülke burcunun özelliklerini de taşır. Ülke burcu kişilik özelliğimiz değil aslında bir ülke olarak toplum psikolojimiz, siyasetimiz ve toplumsal olarak olaylara bakış açımızı gösterir. Örneğin Türkiye Akrep burcu, Amerika Aslan burcudur.

Burçlar insan kişiliği üzerinde önemli derecede etkili olsa da elbetteki bir insanın kişiliğine ailesi, yaşadığı toplum, yaşadığı sürece karşılaştığı kişiler, girdiği ortamlar de etki etmektedir. Her insan kişiliği tüm bunların ve bütün burçların ve genlerinin kombinasyonudur ve hiçbir insan kişiliği bir diğerinin tıpkı aynısı değildir.

Her burç bir gezegen, bir sayı ve ateş-toprak-hava su tabiatlarının birinin etkisi altında kalmaktadır. Burç çalışması geniş kapsamlı bir çalışmadır ve bu yüzden Burçları tam anlamıyla öğrenmek için biraz numeroloji ve Astroloji de gerekmektedir.

Burada bahsettiğimiz burç aslında Güneş burcumuzdur. Bunun dışında her kişinin bir de yükselen ve alçalan burcu da vardır. Yükselen burç kişinin doğum anında onunla beraber ufuk çizgisinden yükselen burçken alçalan burç yine kişinin doğumu anında Güneşin o günkü batma noktasına denk gelen burçtur. Bebek doğduğu anda yükselen burçtan alçalan burca 6 burç aydınlıkta yani görünür durumda iken diğer 6 burç karanlıkta yani görünmez durumdadır. O kişi için aydınlıkta kalan 6 burç bilinç üstü, karanlıkta kalan diğer altısı ise bilinç altı burçlarıdır.

 

Her ne kadar bir kişi genel olarak kendi burcunun özelliklerini taşısa da aslında 12 burçtan da özellikler almaktadır. Yükselen burçtan alçalan burca kadar olan ve aydınlıkta kalan 6 burç kişinin toplumsal hayattaki görünen yüzünü simgelerken alçalan burçtan tekrar yükselen burca kadar olan ve karanlıkta kalan burçlar ise kişinin bilinç altı ve psikolojisini etkileyen burçlardır. Her ne kadar herkes sadece bir burca mensup olduğu için bir burçtan etkileniyormuş gibi bir algı hepimizde olsa da esasında çocuk doğduğu sırada gökyüzündeki bütün burçlar onun için aktiftir ve her burç 12 evden birinde yer alarak çocuğun kişiliğini etkilemektedir. Her insan 12 burcun değişik kombinasyonuyla kişiliğini şekillendirmektedir ve bir çocuğun doğum haritası sadece o çocuğa özeldir ve aynı haritanın kopyası dünyadaki hiçbir insanda yoktur.

 

Burçlarda yin ve yang (eril-dişil) dengesi vardır. Yani bir burç ya erildir ya da dişil. Bütün ateş ve hava burçları eril su ve topraklar ise dişildir. Eril burçlar aktif ve verici dişiller ise pasif ve alıcıdır.

Burçlar ve organ  bağlantıları

Astroloji insan kişiliğiyle bağlantılı olduğu gibi tüm kozmos esasında insan vücuduylada bağlantılı bir düzen içerisinde işlemektedir. İnsan vücudu tepesinden tırnağına yaşadığı evrenin bir parçasıdır ve organlarımız da buna dahildir. Zoyaktaki ilk burç olan Koç kafayı temsil ederken son burç olan balıksa  ayakları temsil eder.

 

Bu burçlar için temsil ettikleri organlar çok önemlidir hatta dünyaya bakış açılarını etkileyecek kadar etkilidir. Örneğin Boğa burcu boyun ve boğazı yönetir ki bu yüzden Zodyakta en konuşkan burçtur ve yemeğe düşkündür. Boğa burcuna mensup kişiler diyet yaparken diğer burçlardan daha çok zorlanırlar. Aynı şekilde Akrep burcu için cinsel organ çok önemlidir ve bu yüzden Zodyakta cinselliğe en düşkün burç Akreptir.

Burçlar ve yönetici organları

Koç

Kafa ve yüz

Boğa

Boyun ve boğaz

İkizler

Eller, kollar, omuzlar, sinir sistemi

Yengeç

Mide ve göğüsler

Aslan

Kalp ve sırt

Başak

Ciğerler, pankreas, bağırsaklar

Terazi

Böbrek

Akrep

Cinsel organ

Yay

Kalça, damarlar

Oğlak

Kemikler, dişler, dizler ve eklemler

Kova

Dolaşım sistemi

Balık

Ayaklar

 

Yükselen burç

Yükselen burç kişinin doğum anında ufuk çizgisinden yükselen burçtur. Yükselen burç bizim toplum içinde giydiğimiz maske bir diğer tabirle toplumun gördüğü benliğimizdir.  Aynı zamanda kendinizi toplum içinde ifade etme şekliniz ve insanların sizi nasıl algıladığıdır. Uzun lafın kısası, burcunuz (yani güneş burcunuz) sizin içiniz ve gerçek kişiliğinizdir fakat yükselen burcunuz ise toplumda sergilediğiniz ‘siz’ imajınızdır.

Alçalan burç

Alçalan burç doğum anında güneşin o günki batma noktasına denk gelen burçtur. Alçalan burç bize evlilik partnerimizi ya da ikili ilişkilerimizi ya da bu ilişkilerdeki çatışmalarımızı, bize çekici gelen insanları gösterir. Aynı zamanda ilişkilerimizde gösterdiğimiz tavırlarımızı simgeler. Örneğin alçalan burcumuz Boğa ise Boğa burcu özelliklerini hayatımızın sadece aşk ve ilişki alanında gösteririz.

 

 

Burç Elementleri

Evrendeki her şey ateş-toprak-hava-su kombinasyonundan yaratılmıştır ki manevi alemde de durum bundan farklı değildir. Her insan ruhu bu dört tabiatın kombinasyonudur fakat bir tabiat ağır basmaktadır. Her burcun bir tabiatı vardır ve bu tabiat o burcun kişiliğini de derinden etkilemektedir. Elementleri bilmemiz burçları daha derinden anlamamız açısından önemlidir. Çünkü insan ruhları bu dört temel maddeden yaratılmış ve kendi içlerinde burçlar olarak tekrar gruplara ayrılmaktadırlar. Bu dört element bütün insan kişiliklerinin ham maddesidir ve onları yakından tanımak, temel özelliklerini ve birbirlerine olan dostluk ve düşmanlıklarını anlamak  burçları anlamamız için büyük önem taşımaktadır.

Her elementin kişilik özellikleri vardır. Bazı elementler başlatıcı, bazıları devam ettirici, bazıları ise yok edici ya da sonuca ulaştırıcıdır. Bazı elementler enerji dolu bazıları daha yavaş ya da diğerlerine göre yorgundur. Örneğin en yüksek enerjiye sahip element ateş iken en sonuncu ve enerjinin artık yavaşladığı ve en yorulmuş element topraktır. Arada kalan iki element olan su ve hava devamlılığı sağlayıcı ve sürecin ilerlemesinde katkıda bulunan elementlerdir. Her ne kadar ateş elementi en girişimci ve başlatıcı element de olsa toprak en sonuca odaklı ve en başarılı elementtir.

 

Elementler sıcak, soğuk ya da kuru olma özelliklerine de sahiptir. Bu özellikler insan ruhuna hatta dış görünüşüne de etki edebilirler. En sıcak ve kuru element ateştir bu yüzden ateş grubuna mensup kişilerin saçları daha kızıla yakın ya da kahverengi olmaya meyillidir. Bu kişilerin ciltleri ve saçları diğer tabiatlara göre daha kurudur. Su grubunda ise durum tam tersidir. Su grubu kadınlar daha kıvrımlı vücut hatlarına sahiptir ve saçları ve ciltleri diğer gruplara göre daha parlaktır. Bu yüzden su grubu burçlarının kadınları erkeklerin en çok dikkatini çekenlerdir.

 

Tabiattaki yarat, sürdür, yok et dengesinin gereksinimi olarak bu elementlerden bazıları yaratıcı, bazıları devam ettirici bazıları ise yok edici etki yapmaktadır. 4 element esasında hayatın 4 temel kanunuyla ilgilidir. Her elementin dolayısıyla bu elementin etkisi altında kalan kişilerin hayata bakış açısı oldukça farklıdır. Ateş daha sıcak ve daha ani hareket eden bir element iken toprak en katı ve en zor hareket edenidir. Bu yüzden Toprak grubuna mensup kişilerin hayatlarına dair verdikleri kararlar da daha yavaş ve fikirlerini değiştirmek de oldukça zordur. Burçları yorumlamak isteyen kişi öncelikle bu elementleri çok yakından tanımalı ve elementlerin insan ruhuna etkilerini çok iyi öğrenmelidir.

 

Elementleri daha büyük ölçüde değerlendirecek olursak yaşadığımız hayatın onlar olmadan olmayacağı sonucuna varırız. Farkında olsak da olmasak da bu dört element hem yaşadığımız gezegende hem de kainatta inanılmaz bir uyum ve ahenk içinde her gün birbirileriyle iletişime geçmekte ve yaşamın devamlılığını sağlamaktadır. Ateş oksijen yani hava olmadan var olamaz toprağı ise besleyen sudur. Bu elementlerin birbirlerine ihtiyaçları vardır ve tıpkı aynı şekilde insan ruhları da birbirini tamamlayıcı ya da nötürleştirici etkide bulunarak yaşamlarına devam etmektedirler.

 

Dört elementin fiziksel hayatta birbirileriyle etkileşimleriyle yine bu elementlere sahip insan ruhlarının birbiriyle etkileşimleri arasında pek bir fark yoktur. Örneğin ateşi canlandıran, ona enerji veren havadır ateşi söndüren hatta onu yok eden ise sudur. Bu yüzden ateş ve su elementine sahip iki kişi birbirlerine iyi gelmezler. Toprak ile su ise dosttur çünkü toprağın ihtiyacı olan sudur. Elementler arası uyumların yorumlanması için bu elementlerin birbirileriyle karıştırıldıklarında nasıl reaksiyon gösterecekleri dikkate alınarak bu yorum yapılmalıdır.

 

Her elementin Zodyak dengesinde büyük rolü vardır. Astroloji esasında 360 derecelik bir turun 12’ye bölünmüş halidir ve her burca 1 dilim düşmektedir. Elementler ise tıpkı bu 360 derecelik pastadan 3’er dilim verilmiş gibi bu 360 dereceden kendilerine 3 burç alırlar ve her element 3 burca etki etmektedir. Numerolojide 1 doğum 12 ise ölüm simgesidir. Yaşam bu 360 derecelik çemberde 12 eşit parçaya bölünmüştür. 1 her zaman doğuş ve başlangıç 12 ise devrim daimin bitişi ya da ölümdür. Koç ile başlayan tur Balık ile sonlanır.

 

Ateş Elementi (Koç, Aslan, Yay)

Dört tabiat içinde enerjisi en yüksek olanıdır. Başlatıcı ve teşvik edicidir. Düşmanı su, dostu havadır. Su onun enerjisini nötürleştirirken hava enerjisini arttırır. Sıcak ve kurudur. Bu tabiatın temsil ettiği burca mensup olanlar da kuru ve sıcak tenli aynı zamanda sıcakkanlı insanlardır.

 

Bu tabiatın en büyük özelliği etkili olduğu burçlara verdiği yüksek enerji ve cesarettir. Ani yön değişimleri yaparlar. Hayatları bir yönde ilerlerken aniden bir karar verirler ve hayatlarının gidişatı 180 derece farklı yönde değişebilir. Hayata dair verdikleri kararları fazla ölçüp biçmezler, aniden karar alabilirler ve çok sık hatalı karar aldıkları da olur. Aşırı derecede benmerkezci bir tabiattır ve bu sebepten dolayı bu tabiata mensup olanlar sadece kendi hayatlarını değil çevrelerindekilerin de hayatını yönlendirmeye çalışabilirler. Başkalarının hayatı hakkında karar vermeye kalkışabilirler. Çabuk öfkelenip çabuk sakinleşirler. Aniden öfkelenseler de kavgayı çok uzatmazlar. Macerayı ve yenilikleri çok severler. Dış görünüş itibariyle genellikle kuru ciltli ve kuru kıvırcık saçlıdırlar. Tarotta bu tabiatın etkisi altında kalan kart grubu Değneklerdir.

 

Aşırı derecede girişken ve öncü bir tabiattır. Fakat genellikle başladığı işi bitirmekten ziyade kendinden sonra gelen tabiatlara devreder. Başarılı olduklarını söylemek ancak giriştikleri işleri bitirirlerse mümkün olacaktır. Bu elementin etkisi altında kalan kişilerin bitmez tükenmez enerjileri vardır. Hepimiz yoğun bir iş sezonu sonrası yorgun düşerken ateş elementi mensupları her zaman sanki dün tatilden gelmiş gibi yeni güne zinde ve çalışmaya hazır başlarlar. Onlarda tembellik pek görülmez. Hiç kimseyi takip etmezler, söz dinlemezler, kimsenin izinden gitmezler. Kendi çizgileri vardır, sadece kendileri gibidirler. Tavsiye dinlemezler, hayatlarını kendileri şekillendirmek isterler. Gelişmiş egoları vardır ve özgüveni yüksek kişilerdir, kendilerini değiştirmeye çalışmazlar oldukları gibi olmayı yeğlerler. En sevdikleri şey yönetmek ve en önde olmaktır. Yeni sayfalar açmayı ve yeni projeler üretmeyi kısacası yaratmayı severler.

 

Ateş elementine mensup kişiler aniden parlayabilir hiç umulmadık anda sinirlenebilirler fakat öfkeleri hemen geçer. Aşk hayatında şanslıdırlar. Kolay partner bulurlar fakat şıpsevdi olurlar. Hemen aşık olur hemen de unuturlar. Fazla aşk acısı çekmezler. Bir şeyi başaramazlarsa takıntı yapabilirler fakat birkaç denemeden sonra usanır ve başka bir amaç peşinde koşarlar. Aşk hayatında da durum bundan farklı değildir. Oldukça neşeli, güler yüzlü ve espirili insanlardır. Onlarla yakınlaşmak ve arkadaş olmak çok kolaydır. Somurtkan değil sıcak insanlardır. Yeni arkadaşlar edinmeye her zaman açıktırlar. Kurallara uymayı sevmezler, kendi kurallarını kendileri koymak isterler. Daldan dala atlamayı severler, bir gün bir amaç peşinde yarın başka bir amaç peşinde koşmak gibi olumsuz özellikleri vardır.

 

Toprak Elementi (Boğa, Oğlak, Başak):

 

Bu grubun dostu Su, düşmanı Havadır. Bu tabiata ait olanlar güvenilirdir ve sözlerinde dururlar. Aşırı inatçı ve sabittirler, değişken değillerdir ve değişmeleri mümkün değildir. Onlarla uzun süre ilişki kurmanın tek yolu onlara uyum sağlamaktır. Maddiyatçıdırlar fakat paraya tapmazlar, parayı bir başarı ölçüsü olarak görürler. Mantıklıdırlar, duygusal karar vermezler. Onlar için önce iş ve para sonra aşk gelir. İstikrar ve düzenlerini bozacak her türlü ilişki ve ortamdan uzak dururlar. Yıkıcı değil yapıcıdırlar. Sebeple değil sonuçla ilgilenirler.

 

Değişimi sevmezler, alıştıkları şeylerden zor vazgeçerler. Lafları değil icraatları konuşur. Sadece somut ve elle tutulur başarıları severler. İşleri sonuna ulaştırmayı severler, iş bitiricidirler, tıpkı golcü futbolcular gibidirler, gol atmayı severler. Çok ve boş konuşmaktansa az ve yerinde konuşurlar. Tuttuklarını koparırlar. Duygularını iyi gizler ve içlerinde fırtınalar da kopsa belli etmezler. Kuru tabiatlı olduklarından zor gözyaşı dökerler. Hafızaları çok iyidir her duyduklarını zihinlerine yazarlar. Tarotta bu tabiatın etkisi altında kalan kart grubu Tılsımlardır.

 

Toprak elementinin etkisi altında kalan kişilerin ayakları yere sağlam basar. Hayata dair karar verirken duygularıyla değil mantıklarıyla karar verirler. İşin ucunda menfaat olmayan işlere girişmeyi sevmezler. Elementler içinde en az girişken olmasına rağmen en başarılı olanı topraktır. Bunun sebebi ateş elementinin aksine başladıkları işi yarım bırakmak yerine tamamlamayı sevmeleridir. Boş işlerle uğraşmazlar. Statüye ve maddiyata önem verirler. Yoktan var etmeyi ve üretmeyi severler. Ateş grubu kadar yaratıcı değillerdir fakat başkalarından devraldıkları işleri başarıya götürür ve gölü atan olurlar. Hayata dair verdikleri kararları çok ölçüp biçerler ve aceleci davranmazlar.

 

Toprak tabiatlı kişiler zor aşık olurlar fakat bir aşık oldukları zaman da uzun süre unutamazlar. Kuru tabiatlı olduklarından bu grubun erkekleri su kadınlarına (Akrep, Balık, Yengeç) zaaflıdır çünkü toprağın ihtiyacı olan şey sudur. Su grubu olmayan bir kadınla evlenen toprak grubu erkeği büyük bir ihtimalle su grubundan bir metresle beraber olacaktır. Çünkü bu grubun erkeği su grubu kadını olmadan yapamaz. Kuru tenli toprak erkeği en güzel ten uyumunu yumuşak ve narin tenli olan su grubu kadınıyla yaşar.

 

Hava Elementi (İkizler, Terazi, Kova):

 

Dostu Ateş, düşmanı Topraktır. Kolay değişirler ve değişime kolay uyum sağlarlar. Verdikleri sözü unutabilirler, sözlerine güven olmaz. Sabah başka akşam başkadırlar. Biraz hayalperest olabilirler hatta hayalperestliği abartabilirler. Ani değişimler yapabilirler ve değişimle karşılaştıklarında da zorlanmazlar. Uzun vadeli plan yapmayı sevmezler günü birlik yaşarlar. Başarmayı severler ama başarı için çabalamak yerine başarının kucaklarına düşmesini beklerler. Çok gezerler, bir gün orda bir gün buradadırlar. Yapıcı ya da yıkıcı değildirler, sadece mevcut düzenin devamını sağlayıcıdırlar. Konuşkan ve sosyaldirler, sürekli yeni insanlarla tanışmayı severler. Girişken olmasalar da her buldukları fırsata atlarlar.

 

Bazen çok konuşur ama boş konuşurlar. Kendilerini övmeyi ve olmayan başarıları varmış gibi göstermeyi de severler. Entelektüeldirler, her konu hakkında az da olsa bilgi sahibidirler. Kendilerini dinletmeyi başarırlar. Aynı anda birçok şeyle birden uğraşmayı çok severler ve bu yüzden konsantrasyon sorunu yaşarlar.  Alışverişkolikliğe yatkınlıkları vardır bazen çok gereksiz bir şeye para harcarlar ve maddi konuda ayaklarını yorganlarına göre uzatmazlar harcamalarını önceliklere göre ayarlayamazlar. Tarotta bu tabiatın etkisi altında kalan kart grubu Kılıçlardır.

 

Bu elemente mensup kadın ya da erkekler seksi giyinmek yerine daha salaş ve rahat kıyafetleri tercih ederler. Onlar için önemli olan rahatlıktır. Özgürlüklerine aşırı düşkündürler, kısıtlanmayı sevmezler. Aşırı derecede zeki ve hazırcevaptırlar. Hızlı düşünür, hızlı konuşurlar. En sevdikleri şey yeni yerler görmek ve yeni arkadaşlar edinmektir. Fazla istikrarlı insanlar değildirler. Bir gün bir amaç peşinde koşarlar sonra hemen sıkılıp başka bir amacın peşine düşerler. Onların bu hızlarına ve ani yön değişimlerine uyum sağlamak her zaman kolay olmayacaktır.

 

Bu gruba mensup bireyler aşk hayatında şıpsevdi olurlar. Aşk acısı nedir pek bilmezler. Hemen yeni birini bulur ve eskisini unutuverirler. Bu gruba mensup kişilerin aşk hayatında sadakat sorunu da vardır. Değişiklik sevdikleri için uzun süre aynı partnerle kalamazlar ve aldatmaya meyilli olabilirler. Partnerleriyle vakit geçirmeyi ve beraber gezmeyi severler. Yalnızlıktan hoşlanmazlar. Onlarla uyumlu ilişki yaşamak isteyen kişilerin onların aşırı hızlarına ve ani yön değişimlerine ayak uydurması şarttır.

Su Elementi (Akrep, Yengeç, Balık)

 

Dostu Toprak düşmanı Ateştir. Duygusal ve hassastır, kırılgan insanlardır. Cinselliğe aşırı düşkündürler. Önce aşk sonra iş derler. Aşık olduklarında yaşadığı aşk hayatının odak noktası olur, konsantrasyon sorunu yaşarlar. Mantıklarıyla değil duygularıyla hareket ederler. Su bilinçaltının simgesidir ve bu tabiatın insanlarında altıncı his ve uzaktan telepati kuvvetlidir. Kolay ağlarlar, hatta çok sulu gözlüdürler. Yerlerinde durmayı hiç sevmezler, sürekli gelişmek, sürekli daha iyiye gitmek isterler. İnatçı değildirler, emir alabilirler. En uyumlu ilişkiyi Toprak tabiatlı burçlar olan Boğa, Oğlak ve Başak ile yaşarlar. Başlatıcı değil zaten başlamış olanı devam ettiricidirler. Bu gruba mensup insanların genellikle ciltleri nemli ve parlak, saçları düzdür. Tarotta bu tabiatın etkisi altında kalan kart grubu Kupalardır.

 

Bu gruba mensup kişilerin sezgileri çok güçlüdür ve aşırı duygusallardır. Bazen kırılganlıkta ve alınganlıkta aşırıya kaçabilirler. Bazen hiç kimsenin kırılmadığı şeylere ya da ufak tefek ayrıntılara takılarak kırılıp üzülebilirler. İç dünyaları dış dünyalarından kat kat daha büyüktür. Bir söz söyledilerse bin düşünmüşlerdir. Hayal güçleri ve yaratıcılıkları da inanılmaz gelişmiştir. Yoktan var edici insanlardır. Yaratıcılıkları sayesinde harika eserler ortaya çıkarabilirler.

 

Su grubuna mensup kişiler değişime ateş ya da hava kadar hızlı uyum sağlayamazlar ve yine ateş-hava grupları kadar hızlı hareket edemezler. Ani değişimleri sevmezler. Onlarla uyumlu olmak isteyenlerin hızlarını yavaşlatarak onların hızına indirmesinde fayda vardır. Yaratılış itibariyle en nazik ve en hassas gruptur. Bu gruba mensup kadınların vücut kıvrımları çok düzgündür ve erkekler tarafından en çekici ve narin bulunan gruptur. Kibar konuşurlar ve güzel gülümsemeleri vardır. Yürüyüşleri ve konuşmaları kibardır.

 

Su grubuna mensup kişiler aşk hayatında aşırı derecede hassas ve kırılganlardır. Ayrıca çok da kıskançtırlar. Aşk acısından uzun süre kurtulamazlar. Aşık olduklarında bunu iş hayatlarına bile yansıtırlar ve performansları düşer. Aşırı duygusal olduklarından duygularının hayatlarını yönlendirmesine izin verirler. Hayatlarına aldıkları partnere çok çabuk bağlanır ve onu mutlu etmek için her ellerinden geleni yaparlar. Eşlerine çok sadıktırlar, tek eşliliği severler, partner konusunda değişiklikten hoşlanmazlar.

 

Elementler arası uyum

Toprak-Toprak (Boğa, Oğlak, Başak)

 

Bu iki katı madde aynı dünyanın insanları oldukları halde uyumda zorluk çekebilirler. Her ikisinin de doğru ve yanlışları aynıdır fakat zaafları ve güçlü yönleri de aynıdır ve her ikisi de sabit ve değişmezdir. İnatlaştıkları zaman asla orta yolu bulamazlar. Ortaklıkta da genelde iyi anlaşırlar ama bir kere anlaşamadılar mı ortaklığın sonu bile gelebilir. Birinin zaafı diğerinin de zaafıdır ve dışarıdan gelecek desteğe de mutlaka ihtiyaç duyacaklardır. Her ikisi de maddeye, paraya ve somut olana meraklıdır. İlerledikleri yön ortaktır. Her ikisi de değişimi sevmez ve sabittir.

Toprak (Boğa, Oğlak, Başak) – Su (Akrep, Balık, Yengeç)

 

Adeta birbirleri için yaratılmışlardır. Genelde ilk çekime kapılan Topraktır çünkü toprağın her zaman ihtiyacı olan sudur. Birbirini çeken iki tabiattır ve büyük bir ihtimalle ilk görüşte birbirlerinden etkilenirler. Birbirini tamamlayıcı ve eksiklerini giderici özelliktedirler. Birinin zaafı diğerinin güçlü olduğu yöndür bu yüzden ortaklıkta güzel ilerlerler. Her ikisi de yavaş elementlerdir bu yüzden birbirlerinin hızına uyum sağlamak gibi bir sorunları yoktur. İlişkide dominant olan büyük bir ihtimalle toprak olacaktır ve suyun kendisini toprağa uydurması gerekecektir. Kafa yapıları uymasa da bir çare bulurlar. İlişkide birbirlerine bağımlılık yaparlar ve ayrılmaları zordur. Bu ikilinin sloganı ‘bir elin nesi var, iki elin sesi vardır’. Beraber olduklarında başaramayacakları iş, aşamayacakları engel yoktur. Kuru Toprak ile ıslak Suyun ten uyumu da mükemmeldir.

Toprak (Boğa, Oğlak, Başak) – Ateş (Boğa, Aslan, Yay)

 

Pek uyumlu oldukları söylenemez ama ortak bir yol bulabilirler. Farklı dünyaların insanlarıdır. Ateş acelecidir çabuk adımlar atmayı sever fakat Toprak adımlarını yavaş ve daha sağlam atar. Her iki elementin hızları birbirinden çok farklıdır. Ateş en hızlı element iken toprak en yavaş hatta sabit elementtir. Bu yüzden uyum sağlamak için ya ateşin yavaşlaması ya da toprağın hızlanarak ateşe uyum sağlaması gerekir. Yoksa beraberlikleri yürümez. Birbirlerine ayak uydurmaları biraz zaman alacaktır. Değişmeyen topraktır değişmesi gereken ise ateş. Ateş kendini değiştiremediği taktirde uyum olmayacaktır. Ten uyumları vardır fakat yine de toprak suda bulduğu ten uyumunu ateşte bulamaz. İlişkinin ilk başları birbirini tanıma sürecince bol münakaşalı geçebilir.

Toprak (Boğa, Oğlak, Başak) – Hava (İkizler, Terazi, Kova)

 

Birbirine uyumsuz iki zıt elementtir. Her ne kadar toprak havanın entelektüelliğine ilk bakışta kapılsa da daha sonra aradığının havada değil suda olduğunu anlayacaktır. Toprak ve hava farklı dünyaların insanlarıdır. Havanın aşırı hızı ve toprağın yavaşlığı bu iki grubun aynı anda hareket etmesini aşırı zorlaştırır. Ten uyumları vardır fakat kafa yapıları büyük bir ihtimalle uyuşmaz. Hava ani kararlar verir ve karar verirken fazla düşünmez, toprak ise vereceği kararları ölçüp tartar. Birinin doğrusu diğerinin yanlışıdır, aynı dili konuşamazlar. Birbirlerini asla anlayamazlar. Havanın hayalperestliği ile toprağın gerçekçiliği de birbirini tutmaz. İlişkide değişmeyen ve sabit olan kesinlikle topraktır. Havanın kendini toprağa uydurmasından başka çaresi yoktur ama uydursa da uyumları zor olacaktır. Birbirlerinin sadece enerjisini tüketirler, beraber ilerleme ya da gelişme kaydedemezler, ortak iş yapmaları tavsiye edilmez.

 

Ateş – Ateş (Koç, Aslan, Yay)

 

Aynı dünyaların insanlarıdır aynı yönde hareket etmeyi severler. İkisi de hızlı yaşamayı ve ani hareket etmeyi sevdiklerinden uyum sorunları olmaz. Fakat bu ilişkide en büyük sorun her iki ateşin de şoför koltuğunda oturmayı sevmesidir. Bir kararsızlığa saplandıklarında ortak karar almaları uzun sürebilir hatta hiçbir zaman beklenen ortak kararı alamayabilirler. Her ikisi de arabayı aynı yöne sürmek istediği sürece bir sorun yaşamazlar fakat farklı yönlere gitmek istediklerinde büyük sorun yaşayacaklardır. Cinsellikte de güzel uyum sağlarlar. Her ikisi de hareketlidir ve yaratıcılıklarını cinsellikte de kullanırlar.

Ateş (Koç, Aslan, Yay) – Hava (İkizler, Terazi, Kova)

 

Güzel iletişim kurarlar ve birbirlerine enerji verirler. Birinin eksisi diğerinin artısıdır ve birbirlerini iyi tamamlar ayrıca çok iyi anlarlar. Aynı dili konuşmasalar da ortak istikamette hızla ilerleyebilirler. Hava ateşin azmine ve enerjisine her zaman hayrandır ve onun en büyük destekçisi olacaktır. Ateş de havanın entelektüelliğine hayrandır. Birlikte güzel bir ikili olurlar. Hava ateşin egosunu da sorun olarak görmez. Ateş bir karar verip harekete geçtiğinde hava onu teşvik etmeli ve cesaret vermelidir, bunu yaparsa ateş büyük başarılara imza atacaktır ve hızı artacaktır. İlişkide yönetici ateştir ve hava ona uyum sağlamalıdır. Her ne kadar patron ateş gibi görünse de hava ateşe sinsice yön verendir.

 

Ateş (Koç, Aslan, Yay)  – Su (Akrep, Balık, Yengeç)

 

Farklı dünyaların insanlarıdır ve aynı yönde ilerlemenin yolunu bulmaları ya çok zordur ya da imkansıza yakındır. Birbirilerini anlayamazlar. Hayata bakış açıları son derece farklıdır. Birinin doğru dediğine öteki yanlış der. Ayrıca su ateşin hızına ve hayata dair aldığı hızlı kararlara hiçbir zaman yetişemeyecektir. Ateş çok ani kararlar değiştirir, bir gün orda bir gün buradadır, su ise kendi konfor alanından çıkmayı pek sevmez. Değişmeyecek olan ateştir, uyum sağlaması gereken ise su. Bazen suyun duygusallığı ateşi çıldırtacak boyutlara ulaşabilir. Ayrıca ateş hızlı hareket etmeyi ve hep ilerlemeyi severken suyun hayalperestliği ve yavaşlığı onu çılgına çevirebilir. Su genelde ateşin bencil ve duygusuz olduğunu düşünür fakat ateşe göre bu sadece gerçekçiliktir. Bu ikili birbirinin enerjisini asla arttırmaz tam tersine nötürleştirir ve ilişkileri sürekli yıpranmaya yöneliktir. Enerjisi yüksek olan ve çok çalışan genellikle ateştir su ise kendi duygu bataklığında boğulur ve şikayet etmeye bayılır.

Hava – Hava (İkizler, Terazi, Kova)

 

Aynı dünyanın insanları olmalarına rağmen bu ilişkinin belli bir noktada tıkanma olasılığı mümkündür. Aynı yönde ilerlerler fakat birbirlerine enerji verici ruhsal yapıya sahip değildirler. Bol seyahat ettikleri bir beraberlikleri olur. Her ikisinde de laf çok icraat azdır. Birbirlerinin eksik yönlerini tamamlayıcı bir beraberlikleri olmaz. Birbirlerine aşırı benzerlikleri bazen hayatta ilerleme yerine yerinde saymaya yol açacaktır. Havanın ihtiyacı olan kendine destek verici bir ateş partneridir, her ne kadar başka bir havayla kafa yapısı uysa da hep yerinde sayar. İlişkide aşırı romantiklik sorunu yaşayabilirler. Her ikisi de boş işlere vakit harcamaya meyillidir ve teşviğe ihtiyacı olduğu için bir diğer havayla bunu bulması kolay olmayacaktır.

Hava (İkizler, Terazi, Kova) – Su (Akrep, Balık, Yengeç)

 

Birleşmeleri kolay olmaz. Farklı dünyaların insanlarıdır. O kadar farklıdırlar ki biri diğerinin yaptığı bir şeye kızar diğeri neden kızdığını bile anlayamaz. Her ikisinin de dünyası ve zevk aldıkları şeyler farklıdır ve ortak zevk ve ortak hobi sorunları olacaktır. Ayrıca hava aşırı hızlı su ise yavaştır ve birbirlerinin ritmine uyum sağlama sorunu yaşayacaklardır. Hava ani kararlar verir ve hep değişime açıktır su için bu durum asla söz konusu değildir. Birinin sevdiği diğerinin nefret ettiği olabilir. Başlangıçta birbirilerinden etkilenebilirler fakat aynı evde yaşamaya başladıklarında farklı dünyanın insanları olduklarının farkına varacaklardır. Bununla beraber su havanın entellektüelliğine hava ise suyun gizemli yanına hayran kalacaktır. Su havanın sunabileceğinden daha fazla duygusallık ve ilgi isteyebilir. Bazen iletişim sorunları yaşayabilir ve birbirlerini anlamayabilirler ve uğraşırlarsa yine de ilişkiyi yürütmenin bir yolu mümkündür.

Su – Su (Akrep, Balık, Yengeç)

 

Birbirileriyle uyumlulardır. Hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler benzerlik gösterir. Birinin hadi şunu yapalım dediğine diğeri pek itiraz etmez. Fikir ayrılıkları ya da hayata dair verdikleri kararlarda farklı yönlerde ilerlemek istedikleri pek görülmez. Beraberken vaktin nasıl geçtiğini bile bilmezler, birbirleriyle vakit geçirmekten hoşlanırlar. Münakaşasız uzun yıllar süren ilişki yaşarlar. Ruh ikizi gibidirler fakat ilişkilerinde bayağılık ve birkaç yıl sonra cinsel isteksizlik yaşayabilirler. Bu ikilinin ilişkisi aşırı derecede duygusal ve romantik olacaktır. Beraberken bazen olaylara aşırı duygusal yaklaşabilir ve mantığı unutabilirler. Bu beraberliğin en güzel yani her ikisinin de birbirini çok iyi anlayabilmesi ve aynı dili konuşmalarıdır. Toprak-su uyumu kadar olmasa da bu iki partner bir şekilde anlaşmanın ve uzun vadeli ilişkiyi sürdürmenin yolunu bulabilirler.

 

ASTROLOJİDE EVLER

 

Astrolojide evler hayatın farklı alanlarını yönetir. Gezegenler ve hareketlenmeler bu evlerin hangisinde cereyan ediyorsa hayatın o alanına yönelik bir hareketlenme var olarak yorumlanır. Örneğin ikinci ev para ve varlıklarımızın hanesidir ve bu haneye şans ve bolluk gezegeni olan Jüpiter gelmişse maddi anlamda şansımızın açılacağı anlamına gelir.

 

Evler Astrolojinin olmazsa olmazıdır ve mutlaka bilinmeleri gerekir. Evler tıpkı sahne gezegen ve gökyüzündeki diğer cisimler de bu sahnenin oyuncuları gibidir. Evler arka planı ve mekanı yani olayı hayatımızın neresinde gerçekleştiğini gösterirken gökteki cisimler ve gezegenler de hayatımızda neyin gerçekleştiğine ışık tutar. Kısacası evler nerede sorusuna cevap verirken gezegenler hayatımızda ne sorusuna cevap verir. Her evin bir ev sahibi vardır.  

 

Birinci Ev: Bu evin sahibi Koç burcu, yönetici gezegeni Marstır, yönetici organı baştır. Astrolojide birinci ev dış görünüşümüz, benliğimiz ve kişiliğimizdir. Kısacası birinci ta kendimiz ve egomuz olarak algılanır. Birinci ev dışardan nasıl göründüğümüz ya da başkalarının bizi nasıl algıladığını da oraya koyar. Kendimizi dış dünyada gösterdiğimiz kişiliğimizdir.

 

Birinci ev aynı zamanda kişinin vücut tipini belirlemede de etkilidir. Bu ev vücudun baş, beyin, kaslar ve dişler kısmını yönetir. Bu ev doğum anında yükselen burcu gösterir.Astrolojide her ev aslında bu ev de dikkate alınarak yorumlanır.

 

İkinci Ev: Bu evin sahibi Boğa Burcu, gezegeni Venüs, organı boyun ve boğazdır. Bu ev paramız, kazançlarımız ve mal mülkümüzdür. Parayı nasıl kazanacağımızı ya da maddi kayıplarımızı gösterir. Haneye giren ve çıkan tüm para ve mal varlığımızdaki artış ya da kayıplar bu evin kontrolü altındadır.

 

Bu ev aynı zamanda ticari ve mesleki yeteneklerimizi ve maddi konulardaki bakış açılarımızı da gösterir. Vücutta boğaz, ense, ses telleri ve tad alma duyusu bu evin kontrolü altındadır.

Üçüncü Ev: Bu evin sahibi İkizler burcu, gezegeni Merkür, yönetici organı ellerdir. Bu ev iletişim, zeka, yolculuklarımız, haberleşme ve diğer insanlarla olan iletişimimizin hanesidir. Aynı zamanda üçüncü ev yakınımızdaki kişiler, kardeşlerimiz, yakın arkadaşlarımız ve akrabalarımız hakkında bilgi verir.

 

Bu ev yakın çevremizle olan iletişimimiz, yolculuklarımız, uzun ya da kısa vadeli planlarımızı gösterir. Bu evin vücutta yönettiği organ ellerimizdir ve ellerimizle yaptığımız tüm proje ve becerilerimizi de kontrol eder. Bu ev aynı zamanda eller, klllar, sinir sistemi ve solunum sistemini yönetir.

 

Dördüncü Ev: Bu evin sahibi Yengeç burcu, Astrolojik değeri Ay, organı göğüs, memeler, süt bezleri, mide, dişi organlar ve göğüs kafesidir. Bu ev hanemizi, yuvamızı, bu evde yaşayan insanları, anne baba, kardeşler, eş, çocuklar, hatta hanede bulunan bakıcıları yönetir. Bu ev hanenin huzurunu ya da huzurunu bozan herşeye ışık tutar. Dördüncü evde gerçekleşen her olay ya da dördüncü eve denk gelen gezegen ya da yıldızlar o hane içindekileri de etkiler.

 

Aynı zamanda hane içinde yaşayanları etkileyen satın almalar, satmalar, verilen kararlar, kariyer değişimler, başımıza gelen kazalar, evde yaşanan kavgalar ya da bizi etkileyen herşey bu evin yönetimi altındadır.

 

Beşinci Ev: Bu evin sahibi Aslan Burcu, yönetici gezegeni Güneş, yönetici organı kalptir. Bu ev aşk hayatımızı, tutkularımızı, sevdiğimiz insanları ve tutkuyla bağlı olduğumuz bağımlılıklarımızı, hobilerimizi, ego ve benliğimizi yönetir. Bu hane aynı zamanda çocuklar, hamilelik ve doğumu yönetir. Bu hane aynı zamanda yeni fikirler, hobiler, sosyal olaylar, kumar ve boş zamanda yapılan bütün işleri kapsar.

 

Altıncı Ev: Bu evin sahibi Başak burcu, yönetici gezegeni Merkür, yönetici organı bağırsak ve sindirim sistemidir. Bu ev rutin ve günlük işleri, bu işleri yaparken izlediğimiz metodları, iş hayatımızı ve iş yerimizi yönetir. Ayrıca evde yaşayan evcil hayvanlar da bu hanede yer alır.

 

Yedinci Ev: Bu evin sahibi Terazi burcu, gezegeni Venüs, yönetici organı böbrektir. Bu ev ortaklıklar, birden fazla kişiyle yapılan işler, romantik aşklar ya da birliktelikler, flörtler, evlilik, ve birden fazla kişinin katıldığı imzalanan tüm anlaşma ve ortaklıkları yönetir. Bu ev bir araya gelme ve iki kişinin uzlaşma ve anlaşmasına dayalı her şeyi yönetir. Aynı zamanda ayrılık ya da bozulan anlaşmalar, boşanmalar da bu evin kapsamı alanındadır. Sizinle iş yapan avukatlar, sözleşme imzalamış müşteriler ya da ortaklarınızla yaptığınız tüm faaliyetler bu evin içerisinde yer alır.

 

Sekizinci Ev: Bu evin sahibi Akrep burcu, gezegeni Mars ve Pluto, yönetici organı cinsel organdır. Bu ev ölüm, yeniden doğum ve cinselliğin yöneticisidir. Bu ev aynı zamanda yenilenme ve enerjinin geri dönüşümüyle ilgilidir. Bu ev fiziksel aşk, cinsellik, üremeyi de yönetir.

 

Dokuzuncu Ev: Bu evin sahibi Yay burcu, yönetici gezegeni Jüpiter, yönetici organı bacaklardır. Bu ev yolculuklarımızı, kabuğumuzdan çıkıp yeni şeyler keşfetmeye dair herşeyi, ticaret ve şansımızı yönetir. Bazen zihinsel ve spiritüel keşif ve yeni öğrenimlerimizi, aynı zamanda felsefi düşünce ve yaşam sırlarına yönelik arayışlarımızı da gösterir.

 

Onuncu Ev: Bu evin sahibi Oğlak Burcu, yönetici gezegeni Satürn, yönetici organı Vücut kısımlarından İskelet sistemi, eklemler, deri, dizler ve dişlerdir. Bu ev meslek ve toplumsal statümüzü gösterir. Kariyerimizdeki ödül ve kayıplar, terfiler, işe alınmalar ve işten çıkarılmalar, başarılarımız ve yenilgilerimiz bu evin kontrolü altındadır.

 

Onbirinci Ev: Bu evin sahibi Kova Burcu, yönetici gezegeni Uranüs, yönetici organı baldırlar, topuklar, lenf sistemi, adelelerdir. Bu ev arkadaşlıklarımızı, sosyal çevremizi, grup çalışmalarını ve katıldığımız tüm sosyal aktiviteleri simgeler. Katıldığımız dernekler, geziler, kurduğumuz dostluklar, arkadaş grupları, ve birlikte yapılacak tüm gezi ve çalışmalar bu evin yönetimi altındadır.

 

Onikinci Ev: Bu evin sahibi Balık Burcu, yönetici gezegeni Neptün, organı ayaklardır. Bu ev bilinç altını, hayalleri, düşünceleri, sezgi ve içgüdülerimizi yönetir. Bu ev içimizi ve dışarı yansıtmadıklarımızı da yönetir. Kısacası 12. Ev iç dünyamızdır. Gizli düşmanlarımız, korkularımız, endişelerimiz, rüyalarımız, hayallerimiz ve ruhsal yapımızdır.