Nazar - TAROTİKA

NAZAR

Her ne kadar kimileri tarafından batıl inanç gibi görülse de nazarın varlığını bir takım bilimsel çalışmalar desteklemektedir. Diğer adıyla kemgöz olarak bilinen nazar insan gözünden çıkan zararlı ışınların canlılara ve objelere zarar vermesine verilen adder.

Nazar nedir?

Nazar ya da diğer adıyla kemgöz gözden çıkan zararlı ışınların beyin gücüyle bir yere odaklanarak o nesne ya da kişiye zarar vermesine verilen adder. Nazar kötü bakış ve bir çeşit negative enerji türüdür.

Nazarla ilgili birçok araştırmalar yapılsa da maddi dünyaya ait olmayıp manevi dünyada cereyan eden bu enerji türüyle ilgili kesin bir kanıt yoktur fakat bu nazarın varlığını inkar etmeye sebep değildir. İnsan gözlerinin morötesi ve kızılötesi ışınlar yaydığı ve nesneye etki ettiği bilim adamları tarafından anlaşılmıştır. Beyin gücünü iyi kullanan ve baktığı nesneye çok iyi konsantre olan kişilerin nazarı daha güçlüdür. Bazı kişiler de kolay nazara gelirler. Kimileri ise asla nazara gelmez. Bu negative enerji türünün etkisi kişiden kişiye değişmektedir.

Bir çoğumuz nazar değmesiyle ilgili olaylara şahit olmuş ya da bu olayları bizzat yaşamışızdır. Birçok ölüm, kaza, nedeni anlaşılmayan kayıplar olmaktadır ki sebebi bilinmez. İnsanoğlu manevi hayatta cereyan eden herşeyi anlayamamaktadır. Çünkü insanın anlayacakları sadece fiziksel dünya gözüyle ve gördükleriyle sınırlıdır. Göz değmesi vardır fakat nasıl olduğu insanoğlu tarafından tam olaral anlaşılmamıştır.

Göz değmesi ile ilgili birçok hadisi şerif de vardır. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz "Gözdeğmesi hak ve gerçektir." Buyurmuşlardır. Hafız İbn-i Hacer diyor ki: "Yani, kem göz ile nazar edip gözdeğdirmek, toplumda var ve sabit olan bir şeydir."İmam el-Kurtubî de gözdeğmesinin sabit olduğunu zikrederek şöyle demiştir: "Bu durum, ulemanın ittifak ettiği bir hususdur.

Nazar bazen insane bazen nesneye hatta bazen olaylara değebilir. Bir kişi nazara gelip hasta olabilir, kaza geçirebilir sahip olduğu bir mala zarar gelebilir hatta elde ettiğimiz büyük başarılar bile nazara gelip elimizden gidebilir. Nazar sahip olduğumuz hemen hemen her şeye ve yaşam tarzımıza bile değebilir. Zarar hem somuta hem de soyuta zarar vericidir. Yeni sahip olduğumuz bir iş ya da bir başarı da nazara gelebilir.

Dikkat çekici şeyler daha çok nazara gelirler. Örneğin çok güzel kadınlar güzelliklerinden dolayı zarar görebilirken sahip olduğumuz çok dikkat çekici ve karşı tarafta kıskançlık ve gıbte duyguları uyandıracak şeyler daha kolay nazara gelebilmektedir. Kırmızı rengi titreşimi en çok olan renk olduğundan daha dikkat çekici ve daha nazar toplayıcıdır.

Nazar değdiren kişi elbetteki bunu bilerek yapmaz. Bu tamamen kişinin isteği dışında cereyan eden bir olaydır. Bazen anneden çocuğa bile nazar değebilir.


Peygamber Efendimizi (asm) “mecnun” diyerek küçümsemeye çalışan Mekkeli müşrikler, Kur’ân’ın olağanüstü icâzı karşısında öylesine büyülenmişlerdi ki, bu Kitab’ın—hâşâ—mecnun dedikleri birisinin elinde zuhur etmesini kabul edememişlerdi. Allah korumasaydı, neredeyse Resûlullah’ı (asm) gözleriyle devireceklerdi. Bu hususu Kur’ân şöyle zikreder: “Doğrusu inkâr edenler, Kur’ân’ı dinlediklerinde neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. ‘O mecnundur’ diyorlardı.”1. Bediüzzaman Hazretleri de (ra) nazardan şiddetle müteessir olduğunu ve nazarın kendisini hasta ettiğini, “Nazar deveyi kazana, insanı mezara sokar”2 hadîsini zikrederek beyan eder.3

Şurası bilinmelidir ki maddi alemin fiziksel kanunları ile ruhlar alemi ve manevi alemin yasa ve kanunları arasında farklar vardır. Fiziksel dünyadan manevi dünyaya bakıp bu kanunlara saçma ya da imkansız demek yanlıştır. Yaşadığımız ve duygu organlarımızla algıladığımız bu fiziksel alem manevi alemin yansımaları ve algılanmasından başka birşey değildir. Her insanın dünyası kendi zihni tarafından kurulmaktadır. Mesela beyin kafatası içerisinde karanlık bir yerde iken dışarıda gördüğümüz nesneler gözlerimizin beynimize ilettikleri, kokladıklarımız burnumuzun koku alması ve diğerler bizim duyu organlarımızla algıladıklarımızdan ibarettir. Nazar ise tamamen bu 5 duyu organımızın dışında gerçekleşen bir olaydır ve bu yüzden algılanması mümkün değildir ve bu yüzden birçok kişi tarafından batıl inanç olarak görülmüştür.

Her nasıl bir mercek güneş ışınlarını bir noktaya yoğunlaştırıp o odaklanmadan dolayı ateş çıkarabliiyorsa buna benzer şekilde nazar da bir noktaya odaklanarak şiddetli bakış ve bu bakış aracılığıyla o noktaya negative enerji göndermektedir. Nazar beynin gözle görülmeyen gücünden ve uzaktaki cisimlere etki etmesinden kaynaklanmaktadır.

Nazar gerçek midir? Nazar belirtileri ve nazardan korunma yolları nelerdir?

 

Gözler ruhi fonksiyonları ve beyin gücünü en rahat ve en tesirli şekilde kullanabildiğimiz organlarımızdır. Bilim adamlarının da tespit ettikleri gibi, göz yoluyla bir çeşit hipnoz olayı gerçekleşmektedir.

 

Nazar hakkında bir diğer bilinmesi gereken şey de bir takım gözlerin diğerlerine göre daha tahlikeli olduğudur. Özellikle kıskançlık ya da kötü niyetle bir cisim, kişi ya da kişinin sahip olduğu herhangi bir şeye bakıldığı zaman bu bakışlar zarar verici olablirler. Bu tehlikelere karşı Allah dilemezse hiçbirşey olmaz anlamına gelen “Maşaallah” veya Allah’ın bereketi üzerine olsun anlamına gelen “Barekallah” demesi tavsiye edilmiştir

 

Nazar, bazılarının iddia ettiği gibi batıl inanç değil hak ve gerçektir ve bu konuda hadisler bile vardır. Buhari, Müslim ve Ebu Davud’un İbn Abbas’tan rivayet ettikleri bir hadisi şerifte Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Göz değmesi haktır. Eğer kaderi (delip) geçecek bir şey olsaydı, bu, göz değmesi olurdu.” (1) Hz. Aişe (r.a)’den rivayet edilen bir hadiste de Hz. Peygamber (s.a.v)’in, “(Göz değmesinden) Allah’a sığının. Zira göz değmesi haktır.” buyurduğu nakledilmektedir. Yine Sahiheyn ve Ebu Davud’da Ebu Hüreyre (r.a)’tan: “Rasulullah (s.a.v)’in: “Göz değmesi haktır” dediği rivayet edilmiştir.”(2)

 

Ebu Davud’un Hz. Aişe (r.a)’den rivayet ettiği bir hadisi şerifte ise, gözü değen ve kendisine göz değmesinin zarar verdiği kimselere ait yapılacak işlemden bahsedilmektedir:


“Gözü değene (ain) abdest alması emredilir, onun abdest suyu alınır, bununla göz değmesine uğrayan (main) yıkanırdı.”(3) Ayrıca, Kalem suresinin 51. ve 52. ayetlerinin de nazara karşı tedavi edici özelliğinin bulunduğu söylenmektedir.