Tarotta Astroloji - TAROTİKA

TAROTTA ASTROLOJİ

Tarotta Astroloji:

(TAROT KURSU - DERS 19)

Pek çok tarotçu ne yazık ki tarot kartlarının astrolojik değerlerini es geçip sadece resim ve figürlere bağlı kalarak yorum yapmaktadır. Fakat bu tarotun doğasına aykırıdır ve astroloji aslında tarot kartlarının en önemli yapı taşlarındandır ve kartların yorumlanmasında astrolojinin etkisi de dikkate alınmalıdır.

Esasında tarot ve astroloji ayrılmaz bir ikili gibidir. Astroloji tarotu destekler ve her kartın astrolojik değeri aslında o kartın kişiliğinin şekillenmesinde etkilidir. Ayrıca  tarotçunun işini kolaylaştırarak daha akıcı ve kaliteli yorum sunar. Bir tarotçu önündeki açılımın sadece astrolojik değerlerine bakarak bile orada neler olup bittiğini kestirebilir. Elbetteki yorum yaparken sadece astrolojik değerlere bağlı kalarak yapılmamalıdır fakat önündeki açılımın astrolojik boyutuna geçmeyi başarabilen bir tarotçu diğer tarotçulara göre 1-0 öndedir.

Astroloji ile tarot bağlantısını yapabilen tarotçular kartları daha iyi tanıyabilmekte dolayısıyla daha iyi yorumlayabilmektedirler. Bir tarot kartı bir elementin, astrolojik ve numerolojik bir değerin, kart üzerindeki sembolizmin ve hislerin birleştirilmesiyle yorumlanır. Tüm bu öğeler bir bütün olarak ele alınmalı ve hiçbiri es geçilmemelidir. Çünkü bu işi dört dörtlük öğrenmek isteyen bir tarotçu tüm bu öğelerin tıpkı bir masanın 4 ayaklarını oluşturması gibi etki yaptığını bilmelidir. Tek ayağı kırık ya da sağlam olmayan bir masa asla sağlam bir masa değildir. Astroloji de masanın bu ayaklarından biridir ve asla es geçilmemelidir.

 

Astrolojiyi iyi öğrenmek için öncelikle işe gezegenlerden başlayın. Astrolojideki tüm bu vücutları tek tek inceleyin, gerekirse internetten araştırın. Tüm bu gezegenler arasında nasıl bir ilişki ve nasıl bir ahenk olduğunu göreceksiniz. Mesela güneş, ona baktığınızda ne hissediyorsunuz? Onun sıcaklığı, parlaklığı, bize verdiği yaşam gücü ve çekim kuvvetini hissedin. Ya da Venüs gezegeninin resimlerine bakın, bu gezegenin özelliklerini araştırın. Bu özelliklerin insan kişiliği üzerinde nasıl etkiler yapabileceğini algılamaya çalışın. Bir örnekle açıklayacak olursak güneş içinde bulunduğumuz güneş sisteminin merkezindedir ve her şey onun ekseni etrafında dönmektedir. Bu yüzden güneşin yönettiği Aslan burcu insanları benmerkezci, kontrolcü ve yönlendirilemez insanlardır. Nasıl her şey güneşe uymak zorunda ise aslan burcu insanları için de aynısı söz konusudur.  Herkes aslana uymak zorundadır. Bu gibi gezegenlerin karakteristik özelliklerini bol bol çalışarak bu özelliklerin insan kişiliği ve tarot kartları üzerindeki etkilerini algılamaya çalışın.

Her ne kadar yıldızlar ve gezegenlerin sayısı sayılamayacak kadar fazla olsa da astroloji temel gezegenler olaran Güneş, Ay, Mars, Jüpiter, Venüs, Saturn, Uranüs, Merkür, Neptün ve Pluto gezegenleri ile ilgilenir. Tüm bu gezegenleri bir nevi de olsa tanıyarak astrolojiye giriş yapabilirsiniz:

Güneş (Şems): 

Astrolojide en önemli vücut Güneştir ve içinde bulunduğumuz galaksinin kalbi ve en güçlü ışığıdır. Bu yüzden doğum haritamızın yönetici gücüdür. Güneş yaşam bataryamız ve enerjimizin simgesidir. Ego ve benliğimizin ta kendisidir. Kişiliğimizi ve ruhumuzu kısacası kimliğimizi temsil eder. Kimsin sorusuna verilebilecek cevap aslında kendi Güneşimizin tarifinden başka bir şey değildir.

Astrolojide patron Güneştir ve sabit olan odur. Gezegenler onun çevresinde hareket etmekte ve sürekli yer değiştirmektedir ve bu yüzden Güneş hayatımızın merkezinin yani ta kendimizin simgesidir. Güneşin etkisi altındaki kişiler değişmeleri ve başkalarına uyum sağlamaları zor ve yüksek egolu kişilerdir. Onlara uyum sağlamaktan başka çare yoktur çünkü onlar kimseye uyum sağlamayı sevmezler ve planları kendilerine göre yapan benmerkezci bireylerdir.

 

Güneş gökyüzündeki en dikkat çekici ve en parlak cisimdir. Bu yüzden bizim için en önemli şeyin yani kendimizin simgesidir. İçimizdeki yaşam enerjisi, dünyaya açılan kişiliğimiz, bizi hayata bağlayan her şey ve yaşam motivasyonumuzdur. Güneş ışık ve aydınlığın aynı zamanda vücudumuzdaki organlardan kalbin yöneticisidir.

 

Güneşin etkisi altında olan kişiler aşırı benmerkezci, yönetici ruhlu ve yönlendirilmesi imkansız derecede zor kişilerdir. Onlardan size ayak uydurmalarını beklemek yerine sizin ayak uydurmanız gerekir. Çünkü Güneş sizin çevrenizde dönmez Güneş sistemindeki her şey onun çevresinde dönmektedir. Bu kişiler değiştirilmezler ve onlarla iyi anlaşmak için onların getirdikleri değişimlere ya da çalışma sistemine uyarak ilerlemek gerekmektedir. Bu kişiler hayatta ağır hareket ederler fakat emin adımlar atarlar. Yaptıkları her hamle yerinde ve sağlamdır. Çevrelerinde onların emirlerine uyan kişiler hep bulunur. İnsanları kolay etkilerler ve ağır kişiliklidirler. Bitmez tükenmez enerji sahibi kişilerdir. Herkesin yorulduğu yerde bile onlar sanki işe daha yeni başlamış gibi enerji dolu devam etmeye hep hazırdırlar. Sıcakkanlı ve sürekli güler yüzlü insanlardır. Hep hareket halindedirler. Aynı anda birden çok işle uğraşabilirler ve bunu hatasız kafa karışıklığı olmadan yapabilirler.

 ​​​

Ay (Kamer):

Ay Astrolojide Güneşten sonraki en önemli gezegendir. Duyguların ve bilinçaltımızın yöneticisidir. Bilinçaltımızın en derin ve ücra köşelerinde gizli saklı olan her şey ve kişiliğimizin bilinçsiz yönüdür. Bugünkü bilinçaltı durumumuzu şekillendiren ve ortaya çıkaran geçmişimizdir. Ayrıca hiç kimsenin hatta kendimizin bile farkında olmadığımız gizli saklı duygularımız ve aklımızdaki soru işaretleridir.

Ay aynı zamanda aile yaşantısı ve ev hayatımızı yönetir. Toplumsal hayatımızda gösterdiğimiz kişiliğimiz değil ev halimiz ve aile içindeki kişiliğimizin de simgesidir. Ay, toplum içindeki maskemizi çıkardığımız ve kendimizle baş başa kaldığımız halimizdir. Bu yüzdendir ki dolunay olduğu günlerde kendimizi ailemize daha yakın hissedebilir ya da evde vakit geçirmek isteyebiliriz. Ayın hakim olduğu burç Yengeç, hakim olduğu metal ise gümüştür.

 

Güneş gündüzün ve aydınlığın Ay ise gecenin ve karanlığın efendisi ve yöneticisidir. Ay bilinç altımızda gizlenmiş ve farkında olduğumuz ya da olmadığımız bütün duygu ve düşünceleri kapsar. Dünyanın uydusu ve dünyaya en yakın vücut olan Ay aynı zamanda bize en yakın olan kişileri, ailemizi ve ev hayatımızı da yönetir. Güneş eril bir gezegenken Ay dişildir ve sayısı ikidir. Bu yüzden bazen doğduğumuz günden itibaren bize en yakın kişi olan annemizi ya da hayatımızdaki en önemli kadını temsil edebilir.

 

Ayın etkisi altında kalan kişiler duygusal, evine ve ailesine aşırı derecede bağlı kişilerdir. Aynı zamanda mantık yerine duygularıyla hareket ederler. Güneş sistemindeki en hafif vücut olan Ay gezegeninin etkisi altında kalan kişiler kolay yönetilir ve diğer burçlara göre kolay yönlendirilirler. Evlendiklerinde çok iyi anne olurlar hatta bu burcun yönetimindeki erkekler çocuklarına aşırı derecede düşkündür ve bir kadının yaptığı çocuk bakım görevlerini zevkle yerine getirirler. Aile kavramı onlar için aşırı derecede kutsaldır.

Merkür (Utarit):

Merkür Güneşe en yakın gezegendir. O kadar yakındır ki Güneş çevresindeki bir turunu sadece 88 günde atar. Bu yüzden Zodyaktaki en hızlı gezegendir. Mitolojide bu gezegen tanrıların habercisi olarak bilinirdi. Astrolojide Merkür iletişim ve komünikasyonun her şekli ve her aracının yöneticisidir. Yolculuk, iletişim araçları, mektup, yazı, iletişimle ilgili bütün icatlar, bilgisayarlar, emailler, telefonlar ve ulaşım araçlarının yöneticisidir.

 

İletişim ve komünikasyonun temsilcisi olan bu gezegenin aynı zamanda  ayrı olan her şeyi birleştirme gücü de vardır ve kozmik enerjisi dünyada çok hissedildiğinde dargın olanların barışması, ayrı olanın kavuşması ve uzlaşmayan kişilerin uzlaşması ihtimali yüksektir. Merküri senede üç kez yavaşlar ve bu yavaşlama süresinde kavuşmalar ve uzlaşmalar ertelenebilir hatta dünyada iletişim sorunları yaşanma ihtimalinin arttığına inanılmaktadır. Merkürinin güçlü enerjisi hissedildiği zamanda doğan kişiler diğer insanlarla daha kolay iletişim kurarlar.

 

Merkürinin Güneşe bakan tarafı yanarken diğer tarafı donar bu yüzden bu gezegenin etkisi altında kalan kişiler duygusal anlamda bir uçtan diğer zıt uca hızla gidebilir, ağlarken birden gülebilir, öfkeliyken birden sakinleşebilirler. Ne zaman ne yapacakları hiç belli olmaz. Bu gezegenin etkisinde kalan kişiler sabırsız ve hızlı hareket eden kişilerdir. Uzun vadeli planlar yapmayı sevmezler, çabuk elde edilen başarıları daha çok severler. Genellikle hızlı konuşur ve hızlı düşünürler. Onların bu hızına ayak uydurmak inanılmaz derecede zordur. Aniden karar verir ve aniden karar değiştirebilirler. Bu hızlarından dolayı bazen unutkan olabilir ya da yaptıkları işlerde ufak tefek hatalar yapabilirler.

 

Venüs (Zühre):

 

Güneş ve aydan sonra gökyüzündeki en parlak cisim olan Venüs mitolojide aşk tanrıçası Afrodittir. Dişiliğin ve güzelliğin simgesidir. Ayrıca İnsan egosundaki kadınsı yönümüzün hükümdarıdır. Güzellik, sanat ve aşka dair her şey onun yönetimi altındadır. Güzel sanatlar, güzel giyim, süslü yemekler, güzel mekanlar, romantizm Venüsten insanlara yansıyan enerjinin eseridir. Feminen bi gezegendir ve bu yüzden bu gezegenin etkisi altında kalan kadınlar daha feminen giyim tarzına sahiptir erkekler ise feminen giyim ve hareketleren diğer burçlara göre daha çok hoşlanırlar. Bazı erkekler için Venüs hayallerdeki kadındır.

Venüs içimizdeki kadınsı enerji, dişilik, çekicilik ve güzellikle ilgili duyguları kapsar. Bu yüzdendir ki Venüsün enerjisinin yüksek hissedildiği zamanlarda insanlar modaya, süslenmeye, zerafete ve güzel kokulara daha meraklıdır. Bu dişi gezegen aynı zamanda dünyayı gözümüze güzel gösteren ve yaşanası kılan her şeyin hükümdarıdır. Kaliteli ve estetik olan her şey Venüsten gelen enerji ile yaratılmıştır. Boğa ve Terazi burçlarının yönetici gezegenidir. Bu gezegen mitolojide savaş tanrısı Mars ile aşk yaşamıştır ve iki gezegen arasındaki esrarengiz çekimden dolayı Venüsün yönettiği Boğa ve Terazi Burçları Marsın yönetimindeki Akrep ve Koç burcuna esrarengiz bir çekim hissedebilirler.

 

Bu gezegenin etkisi altında kalan kadınlarda erkekleri çeken bir dişilik mutlaka göze çarpar. Bazılarında bu dişilik ses tonunda bazılarında yürüyüşte ya da bakışlarda gizli olabilir. Venüsün etkisi altında kalan kadınlar erkekleri metrelerce öteden bile cezbedecek kadar cazibelidir. Bu gezegenin etkisi bazen kişide güzel sanatlara yatkınlık olarak da ortaya çıkabilir. Venüsten etkilenen bazı kişilerin güzel sanatlara, resim, müzik ya da şiire meraklı olmaları bu gezegenden aldıkları enerjiden kaynaklanmaktadır. Venüsün etkisi altında kalan erkeklerde kadınlara aşırı zaaf da görülebilir.

 

Mars (Merih):

Eski Romalılar tarafından savaş tanrısı olarak  görülen bu gezegen Zodyak etrafındaki bir turunu yaklaşık 2 senede tamamlar ve her burçta ortalama 6 hafta kalır. Girişimci, cüretkar ve enerjik bir gezegendir. İnsan kişiliğine bu özelliklerin dışında yarışma isteği, ihtiras ve ego olarak etkide bulunmaktadır. Risk almaya teşvik edici ve savaş çıkarıcıdır.

Mitolojide savaş tanrısıdır aynı zamanda cesaretin ve atılımın simgesidir. Erkeksi bir gezegendir. Bütün savaş aletlerinin, patlayıcı maddelerin, silah, bıçak ve kesici aletlerin yönetici gezegenidir. Bu yüzdendir ki bu gezegenin etkisi altında kalan burçlar savaşçı ve agresiftir. Marsın enerjisi yüksek olduğu zamanlarda dünyada savaş ya da çatışmalarda artış olabilir. Bu gezegenin rengi kırmızı metali demirdir.

Zodyakta Venüs kadınsı Mars ise erkeksi bir gezegendir. Erkeksi olan her şey ondan gelen kozmik enerjinin içimizdeki yansımasıdır. Mars içimizdeki erkektir. Venüs pasif ve alıcı iken Mars aktif ve vericidir. Mars yataktan kalkmamıza ve güne başlamamıza sebep olan teşvik edici enerjidir. Bu gezegenin etkisi altında kalan erkeklerde kadınları çeken erkeksi bir enerji vardır. Bu enerji bazılarının sert bakışlarında bazılarının da hareketlerinde gizlidir.

 

Bu gezegenin etkisi altında olan kişiler agresif ve girişkendir. Bir işe başlamayı çok severler fakat bu her zaman başladıkları işi bitirecekleri anlamına gelmez. Kolay sinirlenirler ve kolay parlarlar, bu agresif yapıları yüzünden eleştiriyi bazen saldırı olarak algılayabilirler. Onlara eleştiri yaparken biraz ılımlı olmakta fayda vardır. Kişilik itibariyle saldırgan olabilirler. İntikam almadan duramazlar. Bu gezegenin yönetimi altında kalan kişilere bir kötülük yapmadan önce onlardan gelecek saldırı mutlaka hesaba katılmalıdır. Kendilerine yapılan kötülüğü mutlaka bir yere not alırlar ve zamanı gelince hamlelerini yaparlar.

 

Jüpiter (Müşteri):

Mitolojide tanrıların babası olarak bilinen Jüpiter Güneş sistemimizdeki dev gezegendir. Güneş çevresindeki bir turunu 12 senede atar ve bu yüzden her burçta 12 yılda 1 sene geçirir. Hayatımızda cereyan eden bütün iyilik ve güzelliklerin göndericisi, şans, bolluk, büyüme ve gelişimin gezegenidir. Cömert ve vericidir. Aynı zamanda koruyucudur. Jüpiter bizim burcumuzda olduğu zamanlar şans, bolluk ve hayatımıza giren fırsatların arttığını gözlemleriz.

Astrolojideki 12 evden uğradığı evlere şans vererek geçer. İş hanemizden geçiyorsa iş hayatında şansımızın arttığını hissederiz, aynı şekilde aşk hanesinden geçtiğinde de aşk hayatımızda güzelliklerle karşılaşmamız olasıdır. Bu gezegenin etkisi altında bulunan burç Yay burcudur. Bu yüzden Yay burcu Zodyaktaki en şanslı burçtur. Jüpiter aynı zamanda yeni keşiflerin, yeni gezilerin ve eğitimin yöneticisidir. Kendimize kattığımız ve gelişmemizi, hayatta ilerlememizi sağlayan ve öğrendiğimiz her şey Jüpiterin yönetimi altındadır.

 

Bu gezegenin etkisi altındaki kişiler şansları bol ve gezmeyi seven kişilerdir. Sürekli yeni fırsatlarla karşılaşırlar ve kapanan bir kapının ardından yenisi onlar için açılır. Genellikle onların darda ya da parasız kaldığı pek görülmez. Tasasız kişilerdir. Şanslarına o kadar güvenirler ki bir problemle karşılaştıklarında mutlaka bir çıkış yolunun kendilerine sunulacağından emindirler bu yüzden fazla stres yapmazlar. Bolluk ve bereket içerisinde yaşarlar. Bu kişilerin gezmesinde fayda vardır gezmek onların ruhunun gıdasıdır. Gezmedikleri zaman hastalanabilirler.

 

Saturn (Zuhal):

Jüpiterin cömertliği ve vericiliğinin aksine Saturn alıcı ve eksiltici enerji gönderir. Aynı zamanda disiplinci ve sınırlandırıcıdır. Özgürlüğün sonsuz olmadığının hatırlatıcısıdır. Yapacağımız ve yapamacağımız şeyler arasındaki sınır çizgisini koyar. Hayatımızdan çıkıp giden ve bizi terk eden her şey bunu Saturn etkisi altında yapmaktadır. Saturn enerjisini bol hissettiğimizde kendimizi engellerle çevrelenmiş hissedebiliriz.

 

Jüpiter büyüme ve gelişimi getirirken Saturn bize bu gelişimi hangi sınırlar çerçevesinde yapabileceğimizi öğreten gezegendir. Kişisel disiplin ve kişisel kontrolümüzü Saturn tarafından gönderilen enerji sayesinde yaparız. Bu gezegen aynı zamanda hayatımızdaki engelleyici, erteleyici ve zorlayıcı bütün güçlerin yöneticisidir.

 

Saturn kural koyucu ve kaosu engelleyicidir. Kanunlar, kurallar, tabular ve zihnimizde engel olarak algıladığımız her şey bu gezegenin yönetimi altındadır. Jüpiter büyümeyi ve çoğalmayı destekler ve verici bir gezegendir Saturn ise tam tersine bizden alır. Her ne kadar bu gezegen hareketlerimizi sınırlayıcı da olsa hayata anlam verici ve özgürlüğün sınırlı olduğunun hatırlatıcısıdır.

 

Bu gezegenin etkisi altında doğan kişiler zorluklara  aşırı derecede dayanıklı kişilerdir ve asla sırtları yere gelmez. En büyük zorluklardan sonra bile hemen ayağa kalkar ve yollarına kaldıkları yerden devam ederler. Onlar için engelsiz hayat sıkıcı hayattır. Adeta engelleri aşmak için yaratılmışlardır. Kurallara saygıları vardır. Bir amaca nasıl ulaşacaklarını çok iyi bilirler be tüm engellere rağmen amaçlarına ulaşırlar.

Uranus: 

Bir burçta yaklaşık olarak 7 sene geçiren Uranüs içimizdeki değişimci ve reformculuğun tetikleyicisidir. Uranüs’ün dokunduğu hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. Eskiyi yıkıcı ve yeniyi kurucu etkisi kaçınılmazdır. Astrolojide ziyaret ettiği 12 evde eski olanları yıkıp yenilerini kurarak geçer. Bu gezegenin enerjisini çok hissettiğimizde hayatımızda radikal değişimler yapmak isteyebilir ve eskiyi tamamen yok edip yeni bir sil baştan yapma isteğiyle yanıp tutuşabiliriz.

Uranüs daha önce kurulmuş bütün sistem ve düzene yıkıcı darbeyi vurandır. Bu gezegen radikal, yıkıcı ve devrimcidir. Alışılagelmiş ve devam etmekte olanların destekleyicisi değil yeniliklerin savunucusudur. Onun getirdiği değişim acı verici olabilir ve hazırlıksız olduğumuz zamanda hayatımıza girebilir fakat eskinin yerine daha iyisinin getirilmesi için Uranüs ihtiyacımız olan enerjidir. Yeni icatlar, elektronik aletler ve bilimsel gelişmeler Uranüs’ün yönetimi altındadır.

 

Bu gezegenin etkisi altında kalan bireyler gerici değil yenilikçi ve farklı bir bakış açısına sahip bireylerdir. Hiç kimsenin aklına gelmemiş yeni fikirlere sahiptirler. Demode olmuş her şeye alerjileri vardır. Değişime çok kolay ayak uydururlar ve çok kolay öğrenirler. Geçmişe değil geleceğe odaklı düşünürler. Yenilik ve değişim onların yaşam enerjisidir. Hep aynı yöntemleri denemekten ya da aynı şeyleri yaparak yaşamaktan hoşlanmazlar.

 

Neptün: 

Mitolojide denizlerin tanrısıdır. Aynı zamanda gizemli ve soyut olanların temsilcisidir. Güneş çevresindeki bir turunu 14 senede atar. Mitolojide ilham perisi ve içimizdeki yaratıcı gücün ve bilinç altı gücünün kaynağı olarak da bilinir. Şiirler, şarkılar, hikayeler, film senaryoları ve sanatsal olan insan zihni tarafından yaratılmış herşey Neptün enerjisi tarafından yaratıcısına gönderilmiştir.

 

Neptün aynı zamanda manevi dünyamızın efendisidir. Bilinç altımız ve düşünce gücümüze hükmeder. Dış dünyamızın aslında iç dünyamızın ve verdiğimiz kararların  yansıması ve etkileri olduğunu bize hatırlatır. Neptün hayallerin, rüyaların, fantezilerimizin ve ve bilinçaltının efendisidir. Maddi dünyaya değil manevi dünyaya ait olanların hayal gücümüzün yöneticisidir. Balık burcu bu gezegenin etkisi altındadır.

Bu gezegenin etkisi altındaki kişilerin sonsuz hayal güçleri vardır. İç dünyaları dış dünyalarından çok daha büyüktür. Bin düşünür bir konuşurlar. Yoktan var edicidirler. Hayal güçleriyle kimsenin aklına gelmemiş güzel projeler ve eserler yaratabilirler. Çok güçlü bilinçaltına sahiptirler ve aşırı derecede duygusallardır. Bu gezegenin etkisi altında yaşayan kişilere deniz havası iyi gelir, deniz olmayan kapalı şehirlerde depresyona girme ya da hasta olma riskleri vardır.

Pluto:

Güneşe en uzak gezegendir ve Güneş çevresindeki bir turunu 250 yılda tamamlar. Karanlık, derin ve gizemli gezegendir. Mitolojide yer altı tanrısıdır ve ölümden sonraki bilinmeyen hayatı ve gizemli olanı temsil eder. Aynı zamanda yeniden doğuş ve değişimin destekleyicisi ve yeninin hayatımıza girmesi için eskisini temizleyici ve yeniye yer açıcı güçtür. Pluto bir hayatın sona erip yeni bir hayatın başladığı bu başlangıç ve bitiş noktasındaki sınır çizgisinin gezegenidir.

 

Her ne kadar Güneşe en uzak ve en etkisiz gezegen olarak görülse de Pluto içimizdeki yenilenen enerji ve gücün yöneticisidir. Ölüm ve bitişin aynı zamanda bu ölümün ardından yeniden doğuşun da  destekçisidir. Pluto yer altı dünyasının hükümdarıdır.

Pluto aynı zamanda bilinçaltımızdaki gizli güçlerin ve öteki dünyayla ilgili olanların yöneticisidir. Bu gezegenin etkisi altında kalanlar gizemli olanlara, büyüye,  ölümden sonrasına ve manevi alemle ilgili olan her şeye meraklıdır. Gizemli ve altıncı hisleri kuvvetli kişilerdir. Verdikleri kararları hislerine göre alırlar ve genellikle yanılmazlar. Pluto Güneş çevresinde en yavaş hareket eden gezegendir. Bu yüzden bu gezegenin etkisi altında kalan kişiler değişimlere ayak uydurmakta zorluk çekebilir ya da bazı konularda yavaş hareket edebilirler. Bu gezegenin yönettiği burç Akrep burcudur.

Ders 20: Tarotta sembolizm

Tarot kursuna baştan başla